|


Bitkisel terkipler, karışımlar, formüller,
konusunda bilgili uzmanlar tarafından yapılırsa
ve üretim izinli ürünler kullanılırsa
faydalanıla bilinir. Aksi taktirde
zamanınız emeğiniz ve paranız boşa gidebilir.
Ayrıca zarar görebilirsiniz...
ÜRÜNLERİMİZ VE
KULLANIMI HAKKINDA BİLGİ ALMAK İÇİN İLETİŞİM
KURUNUZ...


BİTKİLERİN DÜNYASI
Hepimizin ne olduğunu çok iyi bildiği "tohum"
için şöyle bir soru soralım: Ağaç kabuğu kadar
sert bir kabuk içinde bulunan tohumla, bir ağaç
kabuğunun farkı nedir?
Bu tarz sorular genelde "alışılmadık"
sorulardır; çünkü tohum da, ağaç kabuğu da
günlük hayatta birçok uğraşısı olan insan için
önemsiz detaylardır. Birçok insana göre, etrafta
düşünülmesi gereken çok daha önemli, çok daha
gerekli şeyler vardır.
Çevresine sadece yüzeysel gözle bakarak hareket
eden kişilerde bu mantık oldukça yaygındır. Bu
insanlar için, herhangi bir konu hakkında
yalnızca ihtiyaçları karşılayacak kadar detay
bilmek yeterlidir. Bu sığ mantığa göre etrafta
olan biten her şey alışılagelmiş ve sıradandır,
herşeyin mutlaka "bilinen", "alışılmış" bir
açıklaması vardır.
Sinek uçar çünkü kanatları vardır, ay zaten hep
gökyüzündedir. Dünya uzaydan gelebilecek
tehlikelerden korunmaktadır çünkü atmosfer
vardır. Oksijen dengesi de hiç bozulmaz . İnsan
duyar, görür, koku alır…
Oysa bu dar mantığı bırakıp da etrafındaki
olaylara, her şeyle ilk defa karşılaşan bir
kimse gibi, görüşünü sınırlayan alışkanlık
perdesini kaldırarak bakan insan, önünde çok
geniş bir ufkun açıldığını görür. Neden, nasıl,
niçin sorularını daha sık sorarak düşünmeye,
etrafında olan bitenleri bu gözle incelemeye
başlar. Daha önceleri kendisine doyurucu gelen
açıklamalar yetersizleşmeye başlar. Çevrede
meydana gelen olaylarda, canlıların sahip
oldukları özelliklerde, kısacası her şeyde bir
olağanüstülük olduğunu kavramaya başlar.
Düşünmeye başladıkça alışkanlık, yerini hayrete
bırakır. Sonunda her şeyin sonsuz güç, bilgi ve
akıl sahibi bir Yaratıcı tarafından, üstün ve
mükemmel bir şekilde tasarlanıp, yaratılmış
olduğunu görür. İşte o andan itibaren bu insan,
Alemlerin Rabbi olan Allah'ın, yarattığı tüm
canlılar üzerindeki kudret ve hakimiyetini
görebilir.
" Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında,
gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara
yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde,
Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü
ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı
orada üretip-yaymasında, rüzgarları
estirmesinde, gökle yer arasında boyun
eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen
bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
"(Bakara Suresi, 164)
Bitkilerin varlığı yeryüzündeki canlılığın
devamı için vazgeçilmezdir. Bu cümlenin taşıdığı
önemin tam olarak kavranabilmesi için şöyle bir
soru sormak gerekir: "İnsan yaşamı için en
önemli unsurlar nelerdir?" Bu sorunun cevabı
olarak akla elbetteki oksijen, su, besin gibi
temel ihtiyaç maddeleri gelir. İşte tüm bu temel
maddelerin yeryüzündeki dengesini sağlayan en
önemli faktör yeşil bitkilerdir. Bundan başka
yine yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması,
atmosferdeki gazların dengesinin korunması gibi,
sadece insanlar için değil bütün canlılar için
son derece büyük önem taşıyan başka dengeler de
vardır, ki bütün bu dengeleri sağlayanlar da
yine yeşil bitkilerdir.
Yeşil bitkilerin faaliyetleri sadece bunlarla
sınırlı değildir. Bilindiği gibi yeryüzündeki
yaşamın ana enerji kaynağı Güneş'tir. Ancak
insanlar ve hayvanlar, güneş enerjisini doğrudan
kullanamazlar, çünkü bünyelerinde bu enerjiyi
olduğu gibi kullanabilecekleri sistemler yoktur.
Bu yüzden güneş enerjisi de ancak bitkilerin
ürettiği besinler aracılığıyla, kullanılabilir
enerji olarak insanlara ve hayvanlara ulaşır.
Hücrelerimiz tarafından kullanılan enerji
hammaddelerinin tümü, gerçekte bitkiler
aracılığıyla bize taşınan güneş enerjisidir.
Örneğin çayımızı yudumlarken aslında güneş
enerjisi yudumlarız, ekmek yerken dişlerimizin
arasında bir miktar güneş enerjisi vardır.
Kaslarımızdaki kuvvetse gerçekte güneş
enerjisinin farklı formundan başka bir şey
değildir. Bitkiler güneş enerjisini bizim için
karmaşık işlemler yaparak bünyelerindeki
moleküllere depolamışlardır. Hayvanlar için de
durum insanlardan farklı değildir. Onlar da
bitkilerle beslenir ve bu sayede onların enerji
paketleri haline getirerek depoladıkları güneş
enerjisini kullanırlar.
Bitkilerin kendi besinlerini kendilerinin
üretebilmelerini ve diğer canlılardan
ayrıcalıklı olmalarını sağlayan ise,
hücrelerinde insan ve hayvan hücrelerinden
farklı olarak güneş enerjisini doğrudan
kullanabilen yapıların bulunmasıdır. Bitki
hücreleri bu yapıların yardımıyla, güneşten
gelen enerjiyi, insanlar ve hayvanlar tarafından
besin yoluyla alınacak enerjiye çevirirler ve
formülü yapılarında saklı olan çok özel
işlemlerle, besinlere bu enerjiyi depolarlar. Bu
özel işlemlerin tümüne birden fotosentez denir.
Resmi daha ayrıntılı görmek için üzerine
tıklayınız...
Bitki hücresinin içinde çok farklı bölümler
vardır. Her bölüm farklı kimyasal maddelerden
oluşmuştur ve her biri farklı bir görevi yerine
getirmek için özel olarak tasarlanmıştır. Yanda
şematik resmi görülen bitki hücresinin en önemli
özelliği kuşkusuz ki diğer bütün canlı
hücrelerinden farklı olarak kendi besinini
kendisinin üretebilmesidir.
Bitkilerin fotosentez yapabilmeleri için gerekli
olan mekanizma, daha doğru bir anlatımla
minyatür fabrika, bitkilerin yapraklarında
bulunur. Gerekli olan mineralleri ve su gibi
maddeleri taşıyacak son derece özel bir yapıya
sahip olan taşıma sistemi de bitkinin gövdesinde
ve köklerinde mevcuttur. Üreme sistemi ise her
bitki türü için yine özel olarak tasarlanmıştır.
Bütün bu mekanizmaların her birinin kendi
içlerinde kompleks yapıları vardır. Ve bu
mekanizmalar birbirlerine bağlı olarak
çalışırlar. Biri olmadan diğerleri
fonksiyonlarını yerine getiremezler. Örnek
olarak sadece taşıma sistemi olmayan bir bitkiyi
ele alalım. Böyle bir bitkinin fotosentez
yapması imkansızdır. Çünkü fotosentez yapması
için gerekli olan suyu taşıyacak kanalları
yoktur. Bitki besin üretmeyi başarmış olsa bile
bunu gövdenin diğer bölümlerine
taşıyamayacağından bir işe yaramayacak, bir süre
sonra ölecektir.
Bu örnekte olduğu gibi bir bitkide bulunan bütün
sistemlerin kusursuz bir biçimde işlemesi
zorunludur. Oluşacak aksaklıklar ya da mevcut
yapıdaki bir eksiklik bitkinin işlevlerini
yerine getirememesine neden olacak, bu da
bitkinin ölümüyle ve türünün yok olmasıyla
sonuçlanacaktır.
İleriki bölümlerde geniş bir şekilde ele
alınacak olan bu yapılar detaya inilerek
incelendiğinde, son derece kompleks ve kusursuz
bir tasarımın ortaya çıktığı görülecektir.
Yeryüzündeki bitki çeşitliliği de göz önüne
alınarak değerlendirildiğinde, bitkilerdeki bu
olağanüstü yapılar daha da dikkat çekici hale
gelecektir.Yeryüzünde 500.000'den fazla bitki
çeşidi bulunmaktadır.1 İşte bütün bu bitki
türlerinin her biri kendi içinde özel
tasarımlara ve türlerine özgü sistemlere
sahiptirler. Temel olarak hepsinde aynı mükemmel
sistemler bulunmakla beraber, üreme sistemleri,
savunma mekanizmaları, renk ve desen açısından
benzersiz bir çeşitlilik söz konusudur. Bu
çeşitlilikte değişmeyen tek şey; bitkilerde
kurulu olan genel düzenin işlemesi için
bitkideki bütün parçaların (yaprak ve yapraktaki
yapılar, kökler, taşıma sistemleri, kabuk,
saplar) ve daha pek çok mekanizmanın bir anda ve
eksiksiz bir biçimde var olması gerektiği
gerçeğidir.
Günümüzde bilimadamları böyle sistemler için
"indirgenemez komplekslik" tanımını
kullanmaktadırlar. Nasıl ki bir motor herhangi
bir dişlisinin eksik olması durumunda çalışamaz
hale gelirse, aynı şekilde bitkilerde de tek bir
sistemin dahi eksik olması veya sistemin
parçalarının görevlerinden birini yerine
getirmemesi de bu bitkinin ölümüne neden olur.
İndirgenemez komplekslik özelliği, bitkinin
bütün sistemlerinde mevcuttur. Aynı anda
bulunması gereken kompleks yapılar ve bu
inanılmaz çeşitlilik "bitkilerdeki mükemmel
sistemlerin nasıl ortaya çıktığı" sorusunu akla
getirmektedir.
NOTLAR:
1. Milani, Bradshaw, Biological Science, A
molecular Approach, D.C.Heath and Company,
Toronto, s.114
BİTKİLERİN DÜNYASI
Bu sorunun cevabını bulabilmek için yine sorular
sorarak düşünelim. Bitkilerdeki mekanizmalardan
en önemlisi ve en bilineni olan fotosentez
işleminin ve ona bağlı olarak da taşıma
sistemlerinin nasıl ortaya çıktığını düşünelim.
Yaprakta bulunan klorofilin içinde yakalanan
güneş enerjisi, havadaki karbondioksiti ve
bitkideki suyu çeşitli işlemlerden geçirerek
glikoza (besin) ve oksijene dönüştürmekte
kullanılır. Bu karmaşık işlemlerin
gerçekleştirildiği yer büyük bir fabrika değil,
yanda resmi görülen yaprakta bulunan ve boyutu
milimetrnin binde biri gibi ölçülerle ifade
edilen özel yapılardır.
Her an her yerde gördüğümüz ağaçlar, çiçekler
besin üretebilmek için, fotosentez gibi hala
bazı noktaları çözülememiş bir olayı
gerçekleştirebilecek kadar mükemmel sistemleri
bünyelerinde kendileri oluşturmuş olabilirler
mi? Havadaki gazların içinden karbondioksiti
(CO2), besin yaparken kullanmak üzere bitkiler
mi seçmiştir? Kullanacakları CO2 miktarını
kendileri mi belirlemiştir? Fotosentez için
ihtiyaç duydukları maddeleri topraktan
alabilmeleri için gerekli kök sistemini
oluşturan mekanizmayı bitkiler tasarlamış
olabilirler mi? Besin taşımada ayrı, su taşımada
ayrı özellikte borular olacak şekilde bir taşıma
sistemini bitkiler mi meydana getirmişlerdir?
Bu soruları çoğaltabiliriz. Ancak her sorunun
cevabı aynı noktaya varacaktır. Bitkilerdeki her
ayrıntıda ayrı bir tasarım vardır. Yukarıda
bitkilere dair saydığımız tüm özellikler akıl,
bilgi, ölçme ve değerlendirme gibi kavramlar
gerektirdiğinden bitkiler bu sayılanların
hiçbirini kendileri yapamazlar. Dahası, bitkiler
böyle bir bilince de sahip değildirler.
Bitkilerin nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap
arayan evrim teorisi savunucuları her zamanki
gibi tek çareleri olan "tesadüfler"e
başvurmuşlardır. Tesadüflerle meydana geldiğini
öne sürdükleri bir bitki türünden, yine
tesadüflerle zaman içinde sayısız çeşitlilikte
bitkinin ortaya çıktığını, her türün kendine
özgü olan koku, tat, renk gibi özelliklerinin de
yine bu tesadüfler sonucu ortaya çıktıklarını
iddia etmişlerdir. Bu iddialarına da hiçbir
bilimsel kanıt getirememişlerdir. Bir yosunun
nasıl olup da bir çileğe ya da bir kavak ağacına
veya bir gül ağacına dönüştüğünü evrimciler,
tesadüflerin oluşturduğu şartların bunları
farklılaştırması şeklinde açıklarlar. Oysa bir
bitkinin tek bir hücresi dahi incelendiğinde,
zaman içinde küçük değişikliklerle meydana
gelemeyecek kadar kompleks bir sistemin olduğu
görülecektir. İşte bitkilerdeki bu kompleks
sistem ve mekanizmalar evrimci mantıkla ortaya
atılan tesadüf senaryolarını daha en başından
kesin bir biçimde çökertmektedir. Bu durumda
ortaya tek bir sonuç çıkar.
Bitkilerdeki her yapı özel olarak planlanmıştır,
tasarlanmıştır. Bu da bize bu kusursuz planı
yapan üstün bir Aklın olduğunu gösterir. İşte bu
üstün aklın sahibi Alemlerin Rabbi olan Allah,
kusursuz yaratışının delillerini insanlara
göstermektedir. Allah canlılar üzerindeki
hakimiyetini ve benzersiz yaratışını bir ayette
şöyle bildirmektedir:
"Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin
Yaratandır... İşte Rabbiniz olan Allah budur.
O'ndan başka ilah yoktur.Her şeyin Yaratıcısıdr,öyleyse
O'na kulluk edin.o, her şeyin üstünde bir
vekildir.(Enam Suresi, 101-102)
LÜTFEN !!!
Lütfen bizlere Rahatsızlığım
nedir? Sebebi ne olabilir ? gibi sorular
iletmeyiniz. Bizler doktor değiliz teşhis için
mutlaka doktorlarınıza başvurunuz..
Amacımız teşhis etmek olmadığı gibi teşhisi konmuş
rahatsızlıklarınız için modern tıbbın vermiş
olduğu, tedavi yanında yardımcı doğal ürünler
kullanmak istediğinizde sizlere uygun ürünler
sunabilmektir.
|