|


Bitkisel terkipler, karışımlar, formüller,
konusunda bilgili uzmanlar tarafından yapılırsa
ve üretim izinli ürünler kullanılırsa
faydalanıla bilinir. Aksi taktirde
zamanınız emeğiniz ve paranız boşa gidebilir.
Ayrıca zarar görebilirsiniz...
ÜRÜNLERİMİZ VE
KULLANIMI HAKKINDA BİLGİ ALMAK İÇİN İLETİŞİM
KURUNUZ...

POLENLERDEN TOHUMA DOĞRU
Kozalaklar kendi türlerine göre çeşitli
yoğunluklara ve biçimlere sahip olurlar.
Alınan bu önlemlerle polenler oldukça uzak
mesafelere kadar gidebilirler. Bu uzaklık
bitkinin türüne göre değişir. Örneğin
üzerlerinde hava kesecikleri bulunan polenlerin
katedebildikleri mesafe, diğer türlere göre çok
daha fazla olabilir. 2 tane hava keseciği
taşıyan çam polenlerinin yüksek hava akımları
ile 300 km kadar uzağa taşınabildiği
belirlenmiştir.2 Bununla birlikte asıl önemli
olan nokta, havada uçan binlerce çeşit polenin
bazen kilometrelerle ifade edilen bir uzaklığa,
aynı rüzgarlarla taşınması ve bir karışıklık
çıkmamasıdır.
Amerikan melez çamının kozalaklarında da
döllenmenin daha kolay gerçekleşmesi için
yapraklar, polenlerin uçmasını engellemeyecek
şekilde yerleştirilmiştir
Polenler hedefe kilitleniyor
Rüzgar yoluyla döllenen bitkilerin bu hayret
uyandırıcı özelliklerini daha iyi anlayabilmek
için, şöyle bir örnekle kıyas yapabiliriz:
Roketlerin hedeflerine varabilmeleri için
belirli bir rotayı izlemeleri gerekir. Bu yüzden
de roketin her türlü tasarımı, hedefe ulaşmasını
sağlayacak şekilde titiz hesaplamalarla
yapılmalıdır. Roketin özellikleri, motor
kapasitesi, uçuş hızı gibi roket ile ilgili ve
yağış, rüzgar, yoğunluk gibi hava şartlarıyla
ilgili konular detaylı olarak programlanmalıdır.
Ayrıca hedef bölgenin yapısı ve ortam şartları
da en ince ayrıntısına kadar bilinmelidir.
Üstelik bu saptamaların hassas ölçümlerle
yapılması gereklidir. Aksi takdirde roket,
rotasının dışına çıkar ve hedefe ulaşamaz.
Hedefe kilitlenen bir roketin görevini başarıyla
tamamlayabilmesi için birçok mühendis çok
detaylı düşünerek hareket etmelidir. Belli ki
hedefe kilitlenmedeki başarı, ekibin yoğun
çalışmalarının, ince hesaplamaların ve
kullanılan üstün teknolojinin bir ürünü
olacaktır.Kozalaklardaki kusursuz üreme
sistemlerinde de, roketlerin hedefe
kilitlenmelerine benzer biçimde, her şey çok
ince planlamış, son derece hassas ayarlamalar
yapılmıştır.
Hava akımının yönü, kozalakların yoğunluk
farkları, yaprakların biçimi gibi pek çok detay,
özel olarak tasarlanmış ve bitkilerin üreme
planı bu bilgilere göre kurulmuştur.
Bitkilerdeki bu detaylı yapıların varlığı, akla
yine bu mekanizmaların nasıl oluştuğu sorusunu
getirecektir. Bu soruya yine bir soruyla cevap
verelim. Kozalaklardaki bu yapı tesadüflerin
eseri olabilir mi? Roketlerdeki sistem uzun
yıllar süren çalışmalar sonucunda, akıl ve bilgi
sahibi, bu konuda uzmanlaşmış mühendislerin
yoğun çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Bu konuda
kimsenin bir şüphesi yoktur. Roketlerle hemen
hemen aynı çalışma sistemine sahip olan
kozalaklardaki kompleks yapılar da aynı şekilde
özel olarak tasarlanmıştır. Bir roketin
tesadüfen oluştuğunu iddia etmek, rasgele bir
rota tutturduğunu söylemek ne derece mantıksız
bir iddia olacaksa, benzer şekilde hedefe
kilitlenmiş olarak hareket eden polenlerin
olağanüstü hareketlerinin ve kozalaklardaki
detaylı yapının da tesadüflerle ortaya çıkmış
olduğunu söylemek aynı derecede mantıksız bir
iddia olacaktır. Aynı şekilde polenlerin bu
yolculukta ayrı yollarını bulabilecek yeteneğe
ve bilgiye sahip olma ihtimalleri de elbetteki
imkansızdır. Sonuç olarak polen bir hücreler
topluluğudur.
Daha da derinine inersek şuursuz atomlardan
oluşan bir varlıktır. Polende böyle bir yeteneği
ortaya çıkaracak bir şuur aramak mümkün
değildir. Kuşkusuz bir kozalağın böylesine
detaylı bilgilerle dolu bir sistemi kullanarak
döllenebilmesi ancak sonsuz bilgi ve kudret
sahibi olan Allah'ın mükemmel yaratması ile
gerçekleşmektedir. Çam ağaçlarının
döllenmesindeki başka bir önemli nokta da,
rüzgarların kontrol altında tutuluyor olmasıdır.
Rüzgarların kendilerine verilen taşıma görevini
kusursuz bir şekilde yerine getirmeleri de hiç
kuşkusuz ki yine "Alemlerin Rabbi olan Allah'ın,
gökten yere her işi evirip çevirmesi
sayesindedir. Allah bu durumu bir ayetinde şu
şekilde bildirir: Ve aşılayıcılar olarak
rüzgarları gönderdik..." (Hicr Suresi, 22)
Yeryüzündeki tüm bitki türleri istisnasız olarak
bu işlemleri gerçekleştirmektedirler. Her bir
tür kendi yapması gerekenleri, ilk ortaya
çıktığı andan itibaren bilmektedir. Rüzgar
akımının yardımı ile gerçekleşen bu olay,
başarıya ulaşması oldukça zor ihtimallere
dayanmasına rağmen milyonlarca yıldır hiçbir
aksama olmadan devam etmektedir. Görüldüğü gibi
her şey çok yerli yerinde ve mükemmel bir
zamanlama ile gerçekleşmektedir. Çünkü bu
mekanizmaların her biri, bir bütün olarak ve
aynı zaman dilimi içinde bir arada işlemek
zorundadır. Bir tanesinin eksikliği veya
işlememesi durumunda bitkinin soyunun tükenmesi
kaçınılmazdır. Ne bir parçasında ne de bütününde
kendilerinden kaynaklanan bir akıl, irade ya da
bilinç bulunmayan bu sistemler, çok açıktır ki
hepsini her an kontrolü altında tutan, her şeyi
en ince ayrıntısıyla planlayan, sonsuz bir güç
ve bilgi sahibi olan Allah'ın emri ve yaratması
ile bu inanılmaz olaylarda rol oynamaktadırlar.
Canlı cansız her şeyin ve her olayın meydana
gelmesi Allah'ın her an yaratması ile
gerçekleşmektedir. Allah bu sırrı bir ayetinde
insanlara şöyle bildirmektedir:
"Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini
yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner;
sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç
yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her
şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. "
(Talak Suresi, 12)
Konuyla ilgili şöyle bir örnek daha verebiliriz:
Her ayrıntının düşünülerek hazırlandığı, hatasız
çalışan bir teknolojik alet, bir fabrika veya
bir bina gördüğümüzde bunların planlayıcılarının
olduğundan hiç kuşku duymayız. Tüm bunların
bilinçli kişiler tarafından yapıldığını ve her
aşamasında mutlaka bir denetim olduğunu da
biliriz. Hiç kimse çıkıp da bunların kendi
kendilerine zamanla oluştukları gibi bir iddiada
bulunmaz.
Planlayan kişinin aklını ve sanatını yaptığı
işler oranında takdir ederiz, saygı duyarız,
ondan övgüyle bahsederiz. İşte yeryüzündeki tüm
canlılar da çok hassas dengelere bağlı olarak,
her detayı ince ince planlanmış sistemlerle
birlikte yaratılmışlardır. Bunu istisnasız
başımızı çevirdiğimiz her yerde görürüz. Bütün
canlılar bize kendilerini yaratan Allah'ı
tanıtırlar. Hiç kuşkusuz ki burada övülmeye
layık olan, tüm canlıları sahip oldukları
yeteneklerle yaratan Allah'tır. Yeryüzündeki her
şey gibi tüm bitkiler de Allah'ın özel olarak
yarattığı sistemler sayesinde varlıklarını
sürdürmektedirler, yani O'nun kontrolündedirler:
" Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur.
Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan
(Gani)dır, övülmeye layık olandır." (Hac Suresi,
64)
"Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan
başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde
olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir
yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir
tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve
her şey) apaçık bir kitaptadır." (Enam Suresi,
59)
Polen taşıyıcıları iş başında
Bazı bitki türlerinin, polenlerini böcekler,
kuşlar, arılar ve kelebekler gibi hayvanlara
taşıtarak ürediklerinden bahsetmiştik.
Polenlerini hayvanlara dağıttıran bitkilerle bu
dağıtımda görev alan hayvanların aralarındaki
ilişkiler gözlemcileri hayrete düşürmektedir.
Çünkü bu canlılar karşılıklı bir alış-verişi
gerçekleştirmek için, birbirlerini etkileyecek
ve cezbedecek yöntemleri ustaca kullanırlar.
Önceleri, genel bir kanaat olarak bitkilerin
hayvanlarla olan ilişkilerde fazla rollerinin
olmadığı zannedilirdi. Oysa araştırmalar bu
kanaatin tam tersi bir sonucu ortaya koydu:
Bitkiler hayvanlardaki tavır ve davranışları
doğrudan etkilemektedirler.
Resimlerde görülen değişik türlere ait böcekler
bitkiler için birer polen taşıyıcısı gibi görev
yaparlar. Allah böceklerle çiçekleri
birbirleriyle tam bir uyum içinde yaratmıştır.
Örneğin en soldaki resimde görülen arının
bacağında polen taşıması için yaratılmış olan,
özel tüylerden oluşan bir sepet görülmektedir.
Örneğin bitkilerdeki renk sinyalleri kuşlara ve
diğer hayvanlara hangi meyvelerin olgunlaşıp
yayılmaya hazır olduğunu haber verir. Çiçeklerin
rengi ile bağlantılı olan nektar miktarları da,
dölleyicinin çiçek üzerinde daha uzun kalmasını
sağlayarak döllenme şansını artırır. Özel çiçek
kokuları da doğru dölleyicileri tam gerekli
zamanda çeker. Bitkiler hayvanları etkilemede
çok aktif bir rol oynarlar. Kullandıkları özel
stratejilerle polenlerini taşıyacak hayvanları
mükemmel bir şekilde yönlendirirler.1 Bunlardan
başka bitkiler amaçlarına ulaşabilmek için kimi
zaman da yanıltıcı yöntemler kullanırlar.
Tozlaşmayı sağlayacak olan hayvan genellikle
bitkinin kurmuş olduğu tuzağa düşer ve
böylelikle bitki hedefine ulaşır.
Bitkilerin Kulandıkları Yöntemler
Renk,şekil ve koku iletişimi
Polen taşıyıcısı hayvanlar için renkler,
çiçeklerin ne kadar uzakta olduğunu belli
etmekle beraber, çiçekte nektar olup olmadığını
da haber verirler. Dölleyici böcekler yakınlara
geldiğinde çiçekte koku ve şekil gibi uyarıcı
sinyaller belirir ve böceğe nektar bölgesine
kadar yol gösterir. Çiçeklerdeki renk
çeşitliliği dölleyiciyi, nektarın olduğu merkeze
yöneltir ve döllenmeyi sağlar. 2Bitkiler de
sahip oldukları bu renklerin rehberliğinden
haberdardırlar.Hatta bu özelliği son derece
şuurlu bir şekilde kullanarak hayvanları
aldatırlar. Bazı bitkiler, böcekleri kendilerine
çekebilecek nektarları olmadığı halde nektar
taşıyan çiçeklerin renk özelliklerine
sahiptirler.
Akdeniz ikliminde bulunan ormanlık bölgelerde
bir arada yaşayan Mor Çan çiçekleri ile bir
orkide türü olan Kırmızı Sefalanda bitkisi bu
konuya güzel bir örnek oluşturur. Mor Çan
çiçekleri arılar için cezbedici bir nektar
salgılarken, Kırmızı Sefalanda bu işlemi yapacak
özelliklere sahip değildir. Her bakımdan
birbirinden farklı olan bu iki bitkinin
döllenmesini sağlayanlar ise yöresel adı "yaprak
kesen" olan yaban arılarıdır. Yaprak kesen
arılar, Çan çiçeğinin döllenmesini sağlarken
Kırmızı Sefalandayı da dölleme ihtiyacı
duyarlar. Nektarı olmadığı halde bir bitkiyi
dölleyen arılar bilimadamlarının ilgisini çekmiş
ve bunun nedenini araştırmışlardır.3
Renk,şekil ve koku iletişimi
Bu sorunun yanıtı "spektrofotometre" olarak
adlandırılan bir alet ile yapılan araştırmalar
sonucunda ortaya çıkmıştır. Buna göre çiçeklerin
saçtığı ışınların dalga boylarını, yaprak kesen
arıların seçemediği anlaşılmıştır. Yani insanlar
Mor Çan çiçeği ile Kırmızı Sefalanda'nın saçtığı
ışınların dalga boylarını ayırt edip, çiçekleri
ayrı renklerde görebildikleri halde, yaban
arıları bunu fark edemezler. Renk, polen
yayıcılar için önemli bir faktör olduğundan
nektar salgılayan Çan çiçeğine giden arı, onun
yanında bulunan ve aynı renkte gördüğü ancak
nektarı olmayan Kırmızı Sefalanda orkidesini de
ziyaret ederek döllenmeyi sağlar. Görüldüğü gibi
bu orkide, Çan çiçeği ile olan "gizli
benzerliği" sayesinde neslini devam
ettirebilmektedir.
Bazı bitki türleriyse çiçeklerinin rengini
değiştirerek polen durumları hakkında böcekleri
adeta haberdar ederler. Bu konuyla ilgili şöyle
bir örnek verebiliriz: Doğa bilimci Fritz Müller
bir mektubunda Brezilya ormanlarında yetişen
Lantana adlı bir bitkiden bahsediyordu: Üç
gündür renk değiştiren bir Lantana çiçeği var
burada. İlk gün sarıydı, ikinci gün turuncu ve
üçüncü gün mor. Çeşitli kelebekler bu çiçeği
ziyaret etti. Görebildiğim kadarıyla mor
çiçeklere hiç dokunulmadı. Bazı böcekler
hortumlarını hem sarı hem de turuncu çiçeklere
soktular, diğerleri birinci gün sarıya. Ben
bunun ilginç bir durum olduğunu düşünüyorum.Eğer
çiçekteki nektar ilk günün sonunda azalırsa
çiçek çok daha az fark edilir duruma gelir; eğer
rengi değişmezse kelebekler hortumlarını daha
önce döllenmiş olan çiçeklere sokarak vakit
kaybedeceklerdi.1
Müllerin de gözlemlediği gibi çiçeğin renginin
eğişmesi hem bitkinin hem de dölleyicinin
yararınadır. Çiçeklerinin rengi değişen
bitkiler, çiçekleri genç olduğunda dölleyicilere
bol miktarda nektar ikram ederler. Çiçekler
yaşlandıkça yalnızca renklerini değiştirmekle
kalmaz, ayrıca daha az nektar barındırırlar.
Böylece dölleyiciler nektarı olmayan veya az
miktarda nektarı olan, bu yüzden de rengi
değişen meyvesiz bitkilere gitmeyerek enerji
tasarrufu sağlamış olurlar.
Lantana çiçeği gibi bazı çiçekler, renklerini
değiştirerek, böceklere nektar durumları
hakkında bilgi verebilirler.
Nilüferler suyun üstünde açan çiçeklerinde
bulunan polenlerini taşıtmak için beyaz renge
duyarlı olan kınkanatlıları kullanırlar.
Nilüferlerin döllenmesinde ilginç olan yön bu
beyaz rengin döllendikten hemen sonra pembeye
dönüşmesidir. Çiçeğin rengininin değişmesi
kınkanatlılar için, çiceğin başka bir böcek
tarafından döllendiği ve poleninin bittiği
anlamına gelmektedir
Bitki tarafından bir böceği veya kuşu cezbetmek
amacı ile kullanılan yöntemlerden bir diğeri de
çiçeklerin yaydıkları kokulardır. Bizim sadece
hoşumuza giden çiçek kokuları, aslında böcekleri
cezbetmek için salgılanır. Çiçeğin yaydığı koku
da etraftaki böcekler için yol gösterici rehber
özelliğine sahiptir. Kokuyu alan böcek, bu
kokunun kaynağında kendisi için lezzetli bir
nektarın birikmiş olduğunu fark eder. Karşılıklı
gerçekleşen bu haberleşme ile böcek, duyduğu
kokunun kaynağına doğru yol alır. Böcek çiçeğe
ulaştığında nektarı almak için uğraşacak ve
polenler üzerine yapışacaktır. Aynı böcek,
uğradığı başka bir çiçeğe daha önce yapışan
polenleri bırakacak ve bu sayede bitkinin
döllenmesi gerçekleşmiş olacaktır. Böceğin,
yaptığı bu önemli işten haberi bile yoktur. O
yalnızca kokusunu aldığı nektara ulaşmak
amacındadır.
Bitkilerin Yanıltıcı Yöntemleri
Bazı bitkilerin yanıltıcı yöntemler
kullandıklarından bahsetmiştik. Bu bitki türleri
böcekleri cezbedecek nektara sahip değildirler.
Bu tür bitkiler böceklere olan benzerliklerden
faydalanarak döllenirler. Bir orkide türü (mirror
orchid) arıları etkileyebilmek için dişi bir
arının şekline ve rengine sahiptir. Hatta bu
orkide türü erkek arıları daha kolay
cezbedebilmek için uygun bir kimyasal uyarı
yayıp, etkileyici bir feromon (özel bir salgı)
bile üretebilmektedir. Kıbrıs Arı Orkidesi (Cyprus
bee orchid) de döllenme işleminin gerçekleşmesi
için arı taklidi yapan çiçeklerden başka bir
tanesidir. Bu yöntemi kullanan orkidelerin
sayısı oldukça fazladır ve izledikleri yöntemler
de birbirlerinden farklıdır. Kimisi başı yukarı
kalkık dişi bir arının taklidini yaparken,
kimisinin de başı aşağı doğru eğiktir. Örneğin
Sarı Arı Orkidesi ikinci yöntemi kullanır. Bunun
nedeni döllenme şekillerindeki farklılıklardır.1
Yandaki resimlerde sağda Kıbrıs Arı Orkidesi,
solda ise bu orkideyi dişi arı zannettiği için
döllemeye çalışan erkek arı görülmektedir. Erkek
arı, orkideyi döllemek için bir süre uğraşır. Bu
sırada arının başına, orkidenin üreme
organındaki polenler yapışır. Arı daha sonra
gideceği aynı şekle sahip orkidelere bu
polenleri bulaştırır. Orkidelerle arılar
arasında evrimle hiçbir şekilde açıklanamayacak,
her detayı çok ayrıntılı bir şekilde planlanmış
bir uyum vardır. Bu uyum bize yeryüzündeki tüm
varlıklar gibi orkidelerin ve arıların da Allah
tarafından yaratıldıklarını gösterir.
Dişi arı taklidi yapan bir diğer orkide türü de
Korsan Arı Orkidesi'dir. Bu orkideler dişi
arıların dış görünüşlerini o kadar mükemmel
taklit ederler ki sadece erkek arılar bu
orkidelerle ilgilenir. Dişi arılar bu
orkidelerle hiç ilgilenmezler. Orkide
familyasının bazı üyeleri ise arılara verecek
nektarları olmasa da arıları kendilerine çekmeyi
başarırlar. Yine dişi arı taklidi yapıp çekici
bir koku salgılayarak erkek yaban arısının
çiçeğin alt bölümünde yer alan kısmına konmasını
sağlarlar. Çiçeğe konan yaban arısı çiftleşmeye
çalışır ve sonuçta da çiçeğin üzerindeki
polenleri vücuduna bulaştırır. Bu kandırmaca
sonucunda da vücuduna yapışan polenleri aynı
amaçla konduğu bir başka orkide çiçeğine taşır.2
Resimlerde sadece birkaç tane örneği görülen arı
taklidi yapan orkideler, gerçekte sayı olarak
çok fazladırlar. İlginç olan bu çiceklerin her
birinin kendisini başka bir cins arıya
benzetmesidir. Böyle kusursuz bir benzerliğin
tesadüfen gerçekleştiğini iddia etmek elbette ki
son derece gülünç olacaktır. Orkideler bu
özelliklere sahip olarak Allah tarafından
yaratılmıştır.
>>>devamı için
tıklayınız>>>
LÜTFEN !!!
Lütfen bizlere Rahatsızlığım
nedir? Sebebi ne olabilir ? gibi sorular
iletmeyiniz. Bizler doktor değiliz teşhis için
mutlaka doktorlarınıza başvurunuz..
Amacımız teşhis etmek olmadığı gibi teşhisi konmuş
rahatsızlıklarınız için modern tıbbın vermiş
olduğu, tedavi yanında yardımcı doğal ürünler
kullanmak istediğinizde sizlere uygun ürünler
sunabilmektir.
|