|


Bitkisel terkipler, karışımlar, formüller,
konusunda bilgili uzmanlar tarafından yapılırsa
ve üretim izinli ürünler kullanılırsa
faydalanıla bilinir. Aksi taktirde
zamanınız emeğiniz ve paranız boşa gidebilir.
Ayrıca zarar görebilirsiniz...
ÜRÜNLERİMİZ VE
KULLANIMI HAKKINDA BİLGİ ALMAK İÇİN İLETİŞİM
KURUNUZ...

POLENLERDEN TOHUMA DOĞRU
EŞEYLİ ÜREYEN BİTKİLER
Bitkinin çiçeğinde bulunan erkek ve dişi üreme
organları vasıtasıyla gerçekleşen üreme şekli,
eşeyli üreme olarak adlandırılır. Her çiçeğin
şekli, rengi, içerdiği üreme hücrelerinin
kılıfları, taç yaprakları gibi özellikleri bitki
türleri arasında değişiklikler gösterir.
Yapılardaki bu çeşitliliğe rağmen bütün
çiçeklerin görevleri temelde aynıdır. Bu
görevler; üreme hücrelerini üretmek, dağıtıma
hazır hale getirmek ve kendisine ulaşan diğer
üreme hücresinin döllenmesini
gerçekleştirmektir.
Çiçeklerin açmaya başladıkları dönemde ortaya
çıkan polenler, bitkilerin erkek üreme
hücreleridirler. Görevleri, kendi türlerinin
çiçeklerindeki dişi organlara ulaşabilmek ve ait
oldukları bitkinin neslinin devamını
sağlamaktır.
Her bitkinin polenlerini göndermek için ise
kendine özgü bir yöntemi ya da kullandığı bir
mekanizması vardır. Bitkilerden kimileri
böcekleri kullanırlar, kimileriyse rüzgarın
özelliklerinden faydalanırlar. Bitkilerin
döllenmesinde kuşkusuz ki en önemli nokta her
bitkinin yalnız kendi türünden olan bir bitkiyi
dölleyebilmesidir. Bu yüzden doğru polenlerin
doğru bitkiye gitmesi son derece önemlidir.
Peki, özellikle bahar aylarında havada bu kadar
çok çeşitte polen dolaşırken, nasıl olup da
döllenmede hiç karışıklık çıkmaz? Polenler uzun
yolculuklara ve değişen şartlara nasıl
dayanıklılık gösterirler?
Tüm bu soruların cevabı polenin yapısı ve
dağılma yöntemleri incelendiğinde verilmiş
olacaktır.
POLENLERDEN TOHUMA DOĞRU...
MÜKEMMEL AMBALAJLANMIŞ GENLER: POLENLER
Polenler ilk olarak çiçeklerin erkek üreme
organlarında üretilirler ve oradan da çiçeğin
dış bölümüne doğru ilerlerler. Buraya ulaştıktan
sonra da olgunlaşmaya başlarlar ve sonraki nesil
için döllemeye hazır hale gelirler. Bu polenin
hayatındaki ilk aşamadır.
Öncelikle polenin yapısına biraz göz atalım.
Polen, gözle görülemeyecek kadar küçük bir
mikroorganizmadır (kayın ağacını poleni 2,
kabağın poleni ise 200 mikron büyüklüğündedir)
(1 mikron=1/1000mm). İçinde büyük gövdeli bir
hücre (vejetatif hücre) ile iki sperm hücresi (generatif
hücre) bulunur.
Polen bir tür kutuya benzetilebilir. Polenin
içinde bitkinin üreme hücreleri vardır. Bu
hücrelerin çoğu dış etkenlerden zarar görmeden
canlılıklarını koruyabilmeleri için çok iyi bir
şekilde saklanmaları gerekir. Bu yüzden kutunun
yapısı son derece sağlamdır. Kutunun etrafı "sporoderm"
diye adlandırılan bir kabuk tarafından
sarılmıştır. Bu kabuğun dış kısmında bulunan ve
"ekzin" olarak adlandırılan tabaka, organik
alemin bilinen en dayanıklı maddesidir ve
kimyasal yapısı henüz tam olarak
aydınlatılamamıştır.6 Bu madde genel olarak
asitlerin ve enzimlerin yol açtığı bozulmalara
karşı çok dirençlidir. Ayrıca yüksek sıcaklık ve
basınçtan da etkilenmez. Görüldüğü gibi,
bitkilerin devamlılığı için varlıkları zorunlu
olan polenlerin korunmaları için çok detaylı
tedbirler alınmıştır; polenler adeta özel olarak
ambalajlanmışlardır. Bu sayede polenler hangi
metodla taşınırlarsa taşınsınlar, ana
gövdelerinden kilometrelerce uzaklıkta dahi
canlılıklarını sürdürebilirler. Polenlerin çok
dayanıklı bir maddeyle kaplanmış olmalarının
yanı sıra sayıca çok olmaları da o bitkinin
çoğalmasını garanti altına almış olur.
Polendeki bu detaylı yapıda da görüldüğü gibi
Allah yarattığı her şeyde bize benzersiz
sanatını gösterir ve bunların üzerinde
düşünmemizi ister. Buna Kuran'daki pek çok
ayette dikkat çekilmiştir:
Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır;
üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız
hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile
sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve
lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz.
Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk
için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)
Polenlerin, dölleyecekleri çiçeklere
ulaşabilmeleri için genellikle iki farklı yol
vardır: Döllenme işleminin ilk aşaması olan
taşınma işlemi, polenlerin bir arının, bir
kelebeğin ya da herhangi bir böceğin vücuduna
yapışıp kendilerini taşıttırmaları veya rüzgarın
akışına uygun olarak yol almaları şeklinde
gerçekleşir.
(Üsttte Solda) Dış görünüş olarak hepsi
birbirinden farklı olan polenler, içlerinde
bitkilerin değerli üreme hücrelerinin
saklandığı, son derece sağlam, milimetrenin
binde biri büyüklüğündeki kutulardır.
(Üstte Sağda) Bitkiler her üreme dönemlerinde
havaya milyonlarca polen bırakırlar. Polenlerin
sayıca bu kadar çok olmasının nedeni, herhangi
bir etki ile oluşacak tehlikelere karşı bitkinin
üremesinin garanti altına alınmasıdır.
RÜZGARA YELKEN AÇAN POLENLER
Yeryüzündeki pek çok bitki, türünün devamını
polenlerini rüzgar vasıtasıyla dağıtarak sağlar.
Birçok açık tohumlu bitki, çam ağaçları, palmiye
ve benzeri ağaçlar ve ayrıca çiçek veren tüm
tohumlu bitkiler ile çimensi otların tamamı
rüzgarlarla döllenir. Rüzgar, çiçek tozlarını
bitkilerden alıp, aynı türden diğer bitkilere
taşıyarak döllenmeyi gerçekleştirir.
Rüzgarla döllenme işleminde, halen
bilimadamlarının açıklama getirmekte
zorlandıkları pek çok nokta ve cevap bekleyen
pek çok soru vardır. Örneğin rüzgarla taşınan
binlerce polen çeşidinden her biri, kendi türüne
ait olan bitkinin çiçeğini nasıl tanımaktadır?
Bitkiden fırlatılan polenler hiçbir yere
takılmadan nasıl olup da bu bitkinin dişilik
organlarına ulaşırlar? Döllenme ihtimali oldukça
düşük olmasına rağmen nasıl olup da binlerce
bitki, üstelik de milyonlarca yıldır bu yolla
döllenmektedir?
İşte bu soruların cevabını verebilmek için yola
çıkan Cornell Üniversitesi'nden Karl J. Niklas
ve ekibi rüzgarla döllenen bitkileri incelemeye
almışlardır. Buldukları sonuçlar son derece
şaşırtıcı olmuştur. Niklas ve ekibi rüzgarla
döllenen bitkilerin havadan bol miktarda polen
yakalayabilmelerini sağlayan, aerodinamik çiçek
yapılarının olduğunu keşfetmişlerdir.
Bitkilerdeki bu aerodinamik yapı nedir? Nasıl
bir etkisi vardır? Bu soruların cevaplarını
verebilmek için öncelikle "aerodinamik yapı"
tanımının açıklanması gerekir. Havada hareket
eden cisimlere hava akımlarından kaynaklanan
bazı kuvvetler etki eder. Aerodinamik kuvvetler
olarak adlandırılan bu kuvvetler sayesinde,
hareket etmeyi başarabilen cisimler de
"aerodinamik yapıya sahip cisimler" olarak
adlandırılırlar. Rüzgarla polenleşme sistemini
kullanan bazı bitkiler işte bu aerodinamik
yapıyı çok etkili bir biçimde kullanırlar. Bu
konudaki en güzel örnek çam kozalaklarının
yapısında görülür.
AERODİNAMİK KOZALAKLAR
Karl Niklas ve ekibinin rüzgarla polenleşmeyi
incelemelerine sebep olan sorulardan belki de en
önemlisi, "nasıl olup da havada bu kadar çok
çeşitte polen dolaşırken, bir bitki çeşidinin
polenleri başka bir bitki türü tarafından
tutulmamakta ve sadece kendi türünden diğer
bitkilere ulaştırılmaktadır" sorusu olmuştur.
İşte bu soru, bilimadamlarını rüzgarla döllenen
bitkileri, özellikle de kozalakları incelemeye
yöneltmiştir.
Oldukça uzun olan yaşam süreleri ve yüksek
boylarıyla tanınan kozalaklı ağaçlarda,
kozalaklar erkek ve dişi yapıları oluştururlar.
Erkek ve dişi kozalaklar aynı ağaçta olduğu gibi
farklı ağaçlarda da olabilirler. Kozalaklarda,
polenleri taşıyan hava akımını kendilerine
çekecek özel tasarlanmış kanallar vardır.
Polenler, oluşan bu kanallar sayesinde üreme
alanlarına kolaylıkla gelirler.
Kozalaklı ağaçlar diğer bitki türleri arasında
en
ilginç üreme sistemine sahip olanlardan bir
tanesidir.
Yandaki resimde bir kozalağın döllenme aşamaları
görülmektedir.
Dişi kozalaklar, erkek kozalaklara göre daha
büyüktürler ve tek olarak büyürler. Dişi
kozalakların merkez eksenleri etrafında çok
fazla miktarda yaprak benzeri yapılar olan "sporofil"ler
vardır. Bunlar, balık puluna benzeyen kabuk
şeklinde yapılardır. Sporofillerin iç
yüzeylerinde iki adet ovül (yumurtanın
oluşturulduğu kısım) bulunur. Kozalaklar
polenleşmeye hazır olduğunda bu kabuklar iki
yana açılır. Böylece erkek kozalaktan gelen
polenlerin içeri girmesine olanak sağlanmış
olur.
Bundan başka polenlerin kolaylıkla kozalağın
içine girmesini sağlayan özel yardımcı yapılar
da vardır. Örneğin dişi kozalakların pulları
yapışkan kıllarla döşenmiştir. Bu kıllar
sayesinde polenler döllenme için kolaylıkla
içeri alınabilmektedirler. Döllenmeden sonra
dişi kozalaklar, çekirdek ihtiva eden odunsu ve
derimsi yapılara dönüşürler. Daha sonra
çekirdekler de uygun koşullarda gelişerek yeni
bitkileri meydana getirirler. Ayrıca dişi
kozalakların çok şaşırtıcı bir özellikleri daha
vardır: Yumurtanın oluştuğu kısım (ovül)
kozalağın merkezine çok yakındır. Bu da polenin
bu bölüme ulaşması için bir zorluk gibi
görünmektedir. Çünkü kozalağın iç kısımlarına
ulaşabilmek için, iç eksene açılan özel bir
yoldan da geçilmesi gerekmektedir. Bu ilk
bakışta kozalakların döllenmesinde bir
dezavantaj gibi görülmesine rağmen, yapılan
incelemeler sonucunda böyle olmadığı
anlaşılmıştır.7
Kozalaklardaki bu özel döllenme sisteminin nasıl
işlediğinin bulunabilmesi için bir model kozalak
hazırlanarak deney yapılmıştır. Helyum
doldurularak yapılmış baloncuklar hava akımına
bırakılarak hareketleri gözlenmiştir. Bu
baloncukların hava akımını rahatlıkla izleyerek,
kozalağın içindeki sıkışık koridorlardan hiç
zorlanmadan geçme özelliğine sahip oldukları
anlaşılmıştır.
Daha sonra bu maket deneyinde gözlemlenen
baloncukların hareketleri özel bir fotoğraflama
tekniğiyle görüntülenmiştir. Bir bilgisayar
yardımıyla görüntüler analiz edilerek rüzgarın
yönü ve hızı da tespit edilmiştir.
Bilgisayardan elde edilen sonuçlara göre,
kozalakların rüzgarın doğrusal hareketini üç
şekilde değiştirdiği anlaşılmıştır. İlk olarak
rüzgarın yönü dallar ve yapraklar vasıtasıyla
merkeze doğru döndürülmüştür. Daha sonra bu
bölgedeki rüzgar kıvrılarak yumurtanın
oluşturulduğu bölgeye doğru sürüklenmiştir.
İkinci harekette, kabukçukların tümünü yalayan
rüzgar sanki bir girdaptaymış gibi dönerek
kozalağın iç eksenine doğru açılan bölgeye
yönelmiştir. Üçüncüsünde ise kozalak,
çıkıntıları sayesinde çalkantıya neden olarak,
rüzgarı aşağıya doğru döndürerek kabuklara
yönlendirmiştir.
Dişi çam kozalağının etrafında yaratılan hava
akımı tozlaşmada çok önemli rol oynar. Önce
rüzgar kozalağın merkezine saptırılır.
a)Merkezde eksen etrafında döndükten sonra
pulların yüzeyini fırçalar b)Her pulun üzerinde
hava, yumurta açıklığına yakın yerden aniden
düzensiz bir şekilde dolanmaya başlar ve
polenler bu bölgede birikir. (c) Rüzgar yönüne
paralel olarak kozalaklarda hava aşağıya ve
pullara doğru gönderilir.
İşte bu hareketler sayesinde havada uçuşan
polenler çoğunlukla hedeflerine ulaşmaktadırlar.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta hiç
kuşkusuz ki, birbirini tamamlayan üç aşamanın
olması ve bunların mutlaka bir arada olması
gerektiğidir. Kozalaklardaki yapının
mükemmelliği işte bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Evrim teorisi tüm canlılarda olduğu gibi
bitkilerde de aşamalı olarak, zaman içinde bir
gelişim olduğunu iddia eder. Bitkilerdeki
kusursuz yapıların sebebi evrimcilere göre
tesadüflerdir. Bu iddianın geçersizliğini görmek
için sadece kozalaklardaki üreme sisteminin
sahip olduğu kusursuz yapıyı incelemek yeterli
olacaktır.
Üreme sistemi olmadan bir canlının neslini devam
ettirmesi mümkün değildir. Bu kaçınılmaz gerçek
elbette ki çam ağacı ve kozalakları için de
geçerlidir. Yani, kozalaklardaki üreme
sisteminin çam ağaçlarının ilk ortaya çıkışı ile
birlikte var olması zorunludur. Kozalaklardaki
bu mükemmel yapının var oluşunda ise
kendiliğinden kademeli oluşma gibi bir süreç
imkansızdır. Çünkü rüzgarı kozalağa yönlendiren
yapının, daha sonra bu rüzgarı kanala yönelten
ayrı bir yapının ve en sonunda da yumurtanın
olduğu bölüme ulaştıran kanalın her birinin
eksiksizce aynı anda ortaya çıkmış olmaları
gerekmektedir. Bu üç yapıdan birinin eksikliği
durumunda, bu üreme sisteminin çalışması mümkün
değildir. Kaldı ki kozalaktaki yumurta
hücresinin ve onu dölleyecek olan sperm
hücrelerinin kendiliklerinden tesadüfen
oluşabilmelerinin imkansızlığı da evrim teorisi
açısından apayrı bir çıkmazdır.
Tek bir parçasının dahi tesadüflerle var olması
imkansız olan böyle bir sistemin tüm
parçalarının aynı anda tesadüflerle ortaya
çıkması, imkansız kavramının dahi ötesinde bir
durumdur. Bu durum da evrim teorisinin tesadüfen
oluşum iddialarını her yönüyle geçersiz
kılmaktadır. Dolayısıyla, şu çok açık bir
gerçektir ki, kozalaklar ilk ortaya çıktıkları
andan itibaren, eksiksiz bir şekilde bu kusursuz
sistemle birlikte Allah tarafından
yaratılmışlardır.
Çam ağaçlarının, polenlerin yakalanmasını
hızlandıran daha başka özellikleri de vardır.
Örneğin yumurta hücrelerinin içinde bulunduğu
dişi kozalaklar genellikle dalların ucunda
oluşur. Bu da polenlerin kaybını en aza indirir.
Bundan başka çam kozalağının etrafındaki
yapraklar, hava akımının hızını azaltarak
kozalak üzerine daha fazla polen düşmesine
yardım ederler. Kozalak etrafındaki yaprakların
simetrik dizilişi de, herhangi bir yönden gelen
polenlerin kolaylıkla tutulmasına yardımcı olur.
Tüm polenlerde olduğu gibi çam polenlerinin de
türlere göre farklı biçimleri, büyüklükleri ve
yoğunlukları vardır. Bu sayede her polen hava
akımından değişik yönde etkilenmiş olur.
Örneğin, bir türün polenleri, başka bir türün
kozalağının oluşturduğu hava akımlarını
izleyemeyecek bir yoğunluğa sahiptir. Bu sebeple
kozalağın oluşturduğu akımın dışına çıkarak
toprağa düşerler. Bütün kozalak çeşitleri kendi
türlerinin polenlerine en uygun hava akımını
oluştururlar. Kozalakların bu özelliği sadece
polenleri tutmaya yaramaz. Hava akımının meydana
getirdiği bu filtre özelliğini bitkiler çok
değişik işler için de kullanırlar. Örneğin bu
yöntem sayesinde dişi kozalaklar, yumurta
hücrelerine zarar verebilecek mantar
polenlerinin yönünü de değiştirebilirler.
Bitkiler tarafından havaya rastgele atılan
polenlerin kendi türdeşlerine ulaşabilmesi için
alınan önlemler sadece bunlarla sınırlı
değildir. Bitkinin polenlerinin ihtiyaçtan çok
daha fazla miktarda üretilmesi de, polenleşme
işlemini bir yere kadar güvence altına almış
olur. Çeşitli sebeplerle oluşabilecek polen
kayıpları bu sayede bitkiyi etkilemeyecektir.
Örneğin çam ağaçlarındaki her bir erkek kozalak
yılda 5 milyondan fazla polen üretirken, tek
başına bir çam ağacı ise yılda 12.5 milyar
civarında polen üretmektedir ki bu, diğer
canlıların üreme hücreleriyle
karşılaştırıldığında son derece olağanüstü bir
sayıdır.8
Sağda; kozalaklar kendi türlerine göre çeşitli
yoğunluklara ve biçimlere sahip olurlar.
Soldaki resimde görülen Amerikan melez çamının
kozalaklarında da döllenmenin daha kolay
gerçekleşmesi için yapraklar, polenlerin
uçmasını engellemeyecek şekilde
yerleştirilmiştir.
>>>devamı için
tıklayınız>>>
LÜTFEN !!!
Lütfen bizlere Rahatsızlığım
nedir? Sebebi ne olabilir ? gibi sorular
iletmeyiniz. Bizler doktor değiliz teşhis için
mutlaka doktorlarınıza başvurunuz..
Amacımız teşhis etmek olmadığı gibi teşhisi konmuş
rahatsızlıklarınız için modern tıbbın vermiş
olduğu, tedavi yanında yardımcı doğal ürünler
kullanmak istediğinizde sizlere uygun ürünler
sunabilmektir.
|